Şehirlerarası Otobüs Yolculuğu Neden Bu Kadar Uzun Sürerdi?
O Neydi? Yazı İşleri5 dk okuma
Asıl sebep yolun kendisiydi. Türkiye'de bölünmüş yol ağı 2003'te 6.101 kilometreydi; bugün 30.049 kilometreyi aşmış durumda ve bölünmüş yolun ulaştığı il sayısı 77'ye çıktı. Yani yolculukların çoğu, karşıdan gelen trafikle aynı şeridi paylaşan tek şeritli yollarda yapılıyordu. Buna şehir merkezlerinden geçen güzergâhlar ve uzun molalar eklenince süre iki katına çıkabiliyordu.
Otobüs yavaş değildi; yol yavaştı.
1. Yolun kendisi tek şeritti
Tek şeritli yolda sollamak, karşı şeride çıkmak demektir. Bu, iki sonuç doğuruyordu.
Birincisi hız: sürücü ancak karşıdan araç gelmediğinden emin olduğunda sollayabiliyordu. Önünüzde yavaş bir kamyon varsa arkasında kalıyordunuz ve bu bazen kilometrelerce sürüyordu.
İkincisi güvenlik: bölünmüş yolun asıl amacı hız değil, karşı yönden gelen trafiği fiziksel olarak ayırmaktı.
Değişimin ölçeği rakamlarda görünüyor:
| Ne | 2003 | Bugün |
|---|---|---|
| Bölünmüş yol | 6.101 kilometre | 30.049 kilometre |
| Otoyol | 1.714 kilometre | 3.796 kilometre |
| Bölünmüş yolun ulaştığı il | - | 77 |
Artış oranı yüzde 393. Bu, bir yolculuğun süresini belirleyen en temel değişkenin 20 yıl içinde tamamen değiştiği anlamına geliyor.
2. Güzergâh şehirlerin içinden geçiyordu
Çevre yolları yaygınlaşmadan önce şehirlerarası yol, aradaki her yerleşimin içinden geçiyordu.
Bu, otobüsün her kasabada trafiğe girmesi, ışıklarda beklemesi ve hız sınırına düşmesi demekti. Ayrıca yol kenarındaki her durak potansiyel bir yolcu alma noktasıydı: otobüs el kaldıran yolcuyu almak için duruyordu.
Büyük köprüler ve tüneller bu tabloyu adım adım değiştirdi. Boğaz geçişleri 1973 ve 1988'de köprülerle çözüldü; İzmit Körfezi'ni geçen Osmangazi Köprüsü 2016'da, Çanakkale Boğazı'nı geçen 1915 Çanakkale Köprüsü 2022'de açıldı. Her biri, saatler süren bir dolaşmayı dakikalara indirdi.
3. Molalar uzundu ve çoktu
Mola bir zorunluluktu ama aynı zamanda bir işletme modeliydi.
Dinlenme tesisleri firmalarla anlaşmalı çalışıyordu; otobüs belirli bir tesise giriyor ve orada belirli bir süre kalıyordu. Süre yolcunun ihtiyacına göre değil, düzene göre belirleniyordu.
Tipik bir mola şöyle işliyordu: otobüs duruyor, muavin süreyi anons ediyor, herkes iniyor, tuvalet ve çay sırası oluşuyor, sigara içiliyor, kalkış anonsu yapılıyor ve eksik yolcu sayılıyordu. Uzun bir güzergâhta bu döngü birkaç kez tekrarlanıyordu.
Molada geçirilen toplam süre, yolculuğun kendisinin küçük bir yüzdesi değildi; ciddi bir dilimdi.
4. Araçlar farklıydı
Otobüslerin kendisi de bugünkünden yavaştı. Motor gücü, fren sistemleri ve lastik teknolojisi bugünküyle aynı değildi; yokuşta hız düşüyor, inişte temkinli iniliyordu.
Buna bakım koşulları ekleniyordu. Yolda arıza, uzun yolculukların hesaba katılan bir riskiydi ve lastik patlaması yol kenarında beklemek demekti.
Yolculuğun değişmez sahneleri
- Kolonya. Muavin her mola dönüşü sıra sıra kolonya döküyordu. İşlevi hem serinletmek hem de otobüsün havasını değiştirmekti.
- Küçük su ve kek. İkram standarttı ve genelde aynıydı.
- Muavin. Bagajı yerleştiren, bileti kontrol eden, ikram dağıtan, yolcu sayan ve şoförle iletişimi kuran kişi. Otobüsün gerçek yöneticisiydi.
- Perde. Güneş alan tarafta perdeler kapalı olurdu; ama önden gelen manzarayı görmek isteyenlerle karanlık isteyenler arasında sessiz bir pazarlık yürürdü.
- Sigara. Uzun süre otobüs içinde sigara içilebiliyordu ve bu, molaların sıklığını da belirleyen bir etkendi.
- Koltuk numarası. Yanınızda kimin oturacağı bilet alırken belirleniyordu ve bu, yolculuğun kalitesini belirleyen en önemli değişkendi.
Peki ne değişti?
Dört şey aynı anda değişti ve süre kısaldı.
Birincisi yol: ağın beş katına yakın büyümesi ortalama hızı doğrudan yükseltti ve karşı yönden gelen trafikle şerit paylaşma zorunluluğunu çoğu güzergâhta ortadan kaldırdı.
İkincisi güzergâh: çevre yolları, köprüler ve tüneller sayesinde otobüs artık her kasabanın içinden geçmiyor.
Üçüncüsü rekabet: uçak biletinin ucuzlaması ve yüksek hızlı tren, otobüsü uzun mesafede alternatiflerden biri haline getirdi. Bu da otobüs firmalarını süre konusunda daha titiz olmaya itti.
Dördüncüsü araç: bugünkü otobüsler daha hızlı, daha güvenli ve daha konforlu.
Birinci maddenin ağırlığını hafife almamak gerekiyor. Yolun bölünmesi yalnızca hız kazandırmıyor; sollama ihtiyacını ortadan kaldırdığı için sürüşü de öngörülebilir hale getiriyor. Tek şeritli yolda varış saati tahmini bir aralıktı, bölünmüş yolda bir saate yaklaştı.
Değişmeyen tek şey mola. Yasal sürüş süresi sınırları sebebiyle uzun güzergâhlarda mola hâlâ zorunlu; ama süresi kısaldı ve tesisler standartlaştı.
Hafıza köşesi
- "Eskiden otobüsler yavaştı." Kısmen. Asıl belirleyici olan yoldu: tek şeritli güzergâhta hızlı otobüs de yavaş gidiyordu.
- "Molalar şoför dinlensin diye vardı." Bu bir sebepti ama tek sebep değildi. Dinlenme tesisleriyle yapılan anlaşmalar molanın süresini ve yerini de belirliyordu.
- "Bölünmüş yol otoyol demektir." Değil. Otoyol, giriş çıkışları kontrollü ve ücretli olabilen ayrı bir kategori. Bölünmüş yol ağı 30.049 kilometreyken otoyol ağı 3.796 kilometre.
- "Kolonya sadece gelenekti." Gelenek haline geldi ama işlevi vardı: kapalı ve kalabalık bir araçta serinletme ve havayı tazeleme.
Sık sorulanlar
Şehirlerarası otobüs yolculuğu neden eskiden daha uzun sürerdi?
Asıl sebep yolun tek şeritli olmasıydı; sollamak için karşı şeride çıkmak gerekiyordu ve yavaş araçların arkasında kalınıyordu. Buna şehir merkezlerinden geçen güzergâhlar ve uzun molalar ekleniyordu.
Türkiye'de bölünmüş yol ne kadar arttı?
2003'te 6.101 kilometre olan bölünmüş yol ağı yüzde 393 artışla 30.049 kilometreye ulaştı ve bölünmüş yolun ulaştığı il sayısı 77 oldu. Otoyol ağı ise 1.714 kilometreden 3.796 kilometreye çıktı.
Bölünmüş yol ile otoyol aynı şey mi?
Değil. Bölünmüş yol, gidiş ve geliş yönlerinin fiziksel olarak ayrıldığı yoldur. Otoyol ise giriş çıkışları kontrollü, çoğu zaman ücretli ayrı bir kategoridir.
Otobüste kolonya neden dökülürdü?
Kapalı ve kalabalık bir araçta serinletme ve havayı tazeleme işlevi görüyordu. Mola dönüşlerinde muavin tarafından sıra sıra dağıtılırdı.
Muavin ne iş yapardı?
Bagajı yerleştirir, bilet kontrolü yapar, ikram dağıtır, molalarda yolcuları sayar ve şoförle yolcular arasındaki iletişimi kurardı. Otobüsün işleyişini yöneten kişiydi.
Molalar neden bu kadar uzundu?
Hem sürücünün dinlenmesi gerekiyordu hem de dinlenme tesisleriyle yapılan anlaşmalar molanın yerini ve süresini belirliyordu. Süre yolcunun ihtiyacına göre değil, bu düzene göre ayarlanıyordu.
İlgili neydi'ler
- Jetonlu telefonlar ne zaman kalktı?
- Tatilya neden kapandı?
- YTL neden kalktı?
- İstanbul'un eski adları neydi?
- Arşiv kategorisi