Hatıra Defterine Yazılan 20 Klişe: "Unutma Beni"
O Neydi? Yazı İşleri5 dk okuma

Listenin şampiyonu tartışmasız: "Kalbin kadar temiz olan bu beyaz sayfayı bana ayırdığın için teşekkür ederim." Hemen ardından "Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma", "Deniz dalgasız olmaz, gönül sevdasız olmaz" ve arka kapağa kapağı atan "Son sayfa benim olsun" gelir. Yirmisinin tamamı aşağıda. Hatıra defteri, Türkiye'de önlüklü okul yıllarının kapanış ritüeliydi; bulabildiğimiz yazılı tanıklıkların çoğu 90'larda yoğunlaşıyor. Geleneğin kökü ise şaşırtıcı derecede eski: 16. yüzyıl Avrupa'sında öğrencilerin yanlarında taşıyıp imzalattığı "album amicorum" defterlerine kadar uzanıyor.

Görsel: Mary Vican - CC BY
Önce ritüel: pembe naylon kap ve kenar süsleme
Defter çoğu zaman karne haftasında ortaya çıkardı. Uludağ Sözlük tanıklıklarında tarif edilen tip bellidir: pembe naylon kaplı, sıradan bir okul defteri. Süsleme, işin en az yazı kadar önemli kısmıydı: sayfa kenarları renkli kalemle çerçevelenir, köşelere çiçek ve kalp çizilir, araya çıkartma ya da dergiden kesilmiş fotoğraf yapıştırılırdı. Yabancı dili "Je t'aime" ve "I love you" yazacak kadar olanlar, bunu mutlaka bir köşeye kondururdu.
Bir de imza sayfaları vardı: söz yazmayan, yalnızca üzerinde haftalarca çalışılmış "büyümüş" imzasını bırakanlar için. Kimin hangi sayfaya yazacağı, son sayfanın kime kalacağı yazılı olmayan ama herkesin bildiği kurallara bağlıydı - tıpkı 90'ların sokak oyunlarındaki ebe çıkarma kuralları gibi sözle taşınan bir protokol.
Açılış cümleleri ve tekerlemeler
1. "Kalbin kadar temiz olan bu beyaz sayfayı bana ayırdığın için teşekkür ederim." Standart açılış, neredeyse zorunlu protokol. O kadar yerleşmişti ki 2008 tarihli bir blog yazısı bile hatıra defterini önce bu cümleyle hatırlıyor.
2. "Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma." En kestirme tekerleme; iki dizede iş bitiyor.
3. "Hatıra hatıra dedin, başımın etini yedin, al sana bir hatıra, sakın beni unutma." Defterini imzalatmak için peşinde dolaşanlara yazılan yarı sitemli sürüm.
4. "Elma armut portakal, arkadaşım hoşçakal." Meyve sıralaması defterden deftere değişebilir, kafiye değişmez.
5. "Dolmuş geliyor dolmuş, dolmuşun rengi solmuş." Devamı her defterde başkaydı; önemli olan vezindi, anlam değil.
6. "Deniz dalgasız olmaz, gönül sevdasız olmaz." Bu dize defter icadı değil. Nida Tüfekçi'nin 1968'de Kırşehir yöresinden derlediği türküde "Deniz dalgasız olmaz ah gurban / Güzel sevdasız olmaz" diye geçer. Defter klişelerinin bir bölümü türkü ve mani geleneğinden ödünçtür.
7. İsme akrostiş. Sayfanın sol kenarına adının harfleri yukarıdan aşağı yazılır, her harfe bir dize uydurulurdu. Adında Z olan arkadaşa denk gelenin işi zordu.
Ağır abi ve abla vecizeleri
8. "Hayat bir aynadır, sen ona gülümsersen o da sana gülümser." İlkokul çıkışlı kişisel gelişim edebiyatının atası.
9. "Seni seveni sev katında köle olsa, seni sevmeyeni sevme Mısır'da padişah olsa." Her defterde biraz başka yazılırdı; "Mısır'a sultan olsa" diyen de vardı. Divan şiiri ağırlığında bir söz, on iki yaşında bir el yazısıyla.
10. "Eğer sen gözlerimde bir damla yaş olsaydın, seni kaybetmemek için ağlamazdım." Klişelerin en iddialısı. Türkiye Gazetesi'ndeki bir köşe yazısında, 1994'te yazılmış bir hatıra defterinden aynen bu cümle aktarılıyor.
11. "Hep kalbinin sesini dinle." Kısa, garantili, her sayfaya uyar.
12. "Kaderde varsa ayrılmak, direnmeyi bırak da yol almaya bak." Dönemin arabesk duygusunun defter sayfasına düşmüş hali.
Dilekler
13. "Mavi önlüğünle başarılar, beyaz gelinliğinle mutluluklar dilerim." Kız öğrencilere yazılan bu satır geleneğin dönemini de ele veriyor: defterlerin çoğu, mavi okul önlükleri hâlâ sıradayken yazıldı.
14. "Hayat seni hiç ağlatmasın." Defterden mezuniyet yıllığına aynen taşınan dilek.
15. "Enerjin hiç tükenmesin, hep böyle hayat dolu kal." Sınıfın neşeli çocuğuna ayrılan kalıp.
16. "İleride iyi yerlere geleceğinden emin olduğum için sana başarı dilemiyorum." Kompliman ile laf sokma arasında ince bir çizgi; yazan da okuyan da hangisi olduğundan emin değildi.
Veda, unutma ricası ve son sayfa
17. "Umarım bir gün gelir de bu sayfayı okursan seni çok seven arkadaşını hatırlarsın." Defterin bütün varoluş amacını tek cümlede özetler.
18. "Sakın beni unutma." Tek başına da yazılırdı, her tekerlemenin sonuna da eklenirdi. Defterin adı konmamış sloganı.
19. "Biz hiç ayrılmadık ki!" Vedayı kabul etmeyen tek klişe.
20. "Son sayfa benim olsun." Ritüelin zirvesi. Son sayfa en yakın arkadaşın hakkıydı ve oraya yazan, çoğu zaman altına "Benden çok seven varsa arkama yazsın" diye meydan okurdu. Uludağ Sözlük tanıklıklarına göre bu yarış bazen arka kapağa, hatta kapağın iç yüzüne kadar taşardı.
Bu defter nereden çıktı
Hatıra defterinin soy kütüğü 16. yüzyıla gidiyor. Reformasyon dönemi Avrupa'sında öğrenciler "album amicorum" (dostlar albümü) taşır; hocalarından, din adamlarından ve saygın kişilerden el yazısıyla söz, şiir ve imza toplardı. Bilinen en eski örneklerden biri 1553 tarihli. Bu defterler üniversite değiştiren öğrenci için tavsiye mektubu yerine bile geçiyordu. 1770'lerde Göttingen'de matbaacı Johannes Carl Wiederhold hazır basılı hatıra sayfaları satmaya başlayınca gelenek okul çağına ve geniş kitleye indi. Almanca konuşulan ülkelerde "Poesiealbum" adıyla çocuk geleneğine dönüştü, İngilizce dünyada "friendship book" olarak yaşadı.
Türkiye'ye tam olarak ne zaman ve hangi yoldan geldiğine dair net bir kayıt bulamadık. Eldeki izler şunlar: Türkiye Gazetesi'nde anlatılan 1994 tarihli defter, 90'ların pembe naylon kaplı defterlerini anan sözlük girdileri ve 2008'de geçmiş zaman kipiyle yazılmış blog yazıları. Mavi önlük göndermesi de aynı döneme işaret ediyor.
Defterler şimdi nerede
2008'deki o blog yazısı bile defterden "o zamanlar" diye söz ediyor; yani gelenek 2000'lerde çoktan anıya dönmüştü. Net bir bitiş tarihi yok. Refleksin kendisi ise ölmedi, liseye taşındı: mezuniyet yıllıklarına yazılan "Sakın beni unutma" ve "Hayat seni hiç ağlatmasın" satırları, defter klişelerinin birebir devamı.
Geleneğin en dokunaklı özeti Türkiye Gazetesi'ndeki köşe yazısında: bir mühendis, 32 yıl sonra bulduğu defterinde sınıf arkadaşının "Beni Unutma" başlıklı yazısına rastlıyor ve onu bulmaya çalışıyor. Hikâyenin sonu buruk; defterdeki söz tutulmuş, arkadaşlık tutulamamış.
Bu defterleri dolduranlar Walkman'le büyüyen neslin çocuklarıydı ve sayfalara türkü, şarkı dizeleri de taşınırdı. Aklınızda defterden ya da radyodan kalma yarım bir dize varsa ve şarkının adı bir türlü gelmiyorsa, adını hatırlamadığınız şarkıyı bulmanın 7 yolu tam bu iş için.
Kaynaklar
- Album amicorum - Wikipedia
- Friendship book - Wikipedia
- Deniz Dalgasız Olmaz (Kırşehir, derleyen: Nida Tüfekçi) - Türkü Dostları
- Hatıra defterine yazılan vecizeler - Uludağ Sözlük
- Beni Unutma - Sadık Söztutan, Türkiye Gazetesi
- Hatıra Defterim - Bana Dair (kişisel blog, 2008)
- Yıllıklara Yazılan Yazılar - Ankara Dershanesi