Okul Sırasına Yazı Kazımak: Sıranın Arkeolojisi
O Neydi? Yazı İşleri5 dk okuma
Sıraya yazı kazımak okula özgü bir yaramazlık değil, insanın en eski davranışlarından birinin sınıftaki hali. Kelimenin kendisi bunu söylüyor: graffiti, İtalyanca "kazınmış" anlamındaki graffito sözcüğünden geliyor. Pompeii'de 1. yüzyılda küle gömülen duvarlarda binlerce benzer yazı korunmuş durumda ve içerikleri şaşırtıcı derecede tanıdık: isimler, aşk ilanları, hakaretler ve "buradaydım" notları.
Okul sırası, çocuğun kalıcı iz bırakabileceği tek yüzeydi ve bu yüzden bir arşive dönüştü.
Pompeii karşılaştırması neden anlamlı?
Bu benzetme bir edebi süs değil. Pompeii'nin sistemli kazısı 1748'de başladı, yerleşimin gerçekten Pompeii olduğu 1763'te kesinleşti ve alan 1997'de dünya mirası listesine girdi. Kazılarda ortaya çıkan duvar yazıları, antik bir kentin resmî kayıtlarında bulunmayan gündelik hayatın neredeyse tek kaynağı.
İçerikleri de tanıdık: kim kimi seviyor, kim kime kızgın, kim burada bulunmuş, hangi seçim adayı destekleniyor. Yani "buradaydım" yazma dürtüsü, okul sırasında icat edilmedi; yalnızca eline pergel geçen bir çocuğun elinde devam etti.
Aradaki teknik benzerlik de dikkat çekici: iki durumda da yazı, boyayla değil yüzeyi çizerek yapılıyor ve bu yüzden silinmiyor. Pompeii yazılarının 2 bin yıl dayanmasının sebebi de tam olarak bu.
Neden kazınırdı?
Sebep sıkıntı değildi, en azından tek sebep o değildi. Üç şey bir aradaydı:
- Kalıcılık. Deftere yazılan yırtılıyordu, tahtaya yazılan siliniyordu. Sıraya kazınan kalıyordu. Bir öğrencinin okulda geride bırakabileceği tek kalıcı şey buydu.
- Sahiplenme. Sıra size ait değildi ama bir yıl boyunca sizindi. Üstüne isim yazmak, geçici bir alanı geçici olarak sahiplenmenin yoluydu.
- Adres bırakmak. Yazı, sizden sonra o sıraya oturacak kişiye gidiyordu. Alıcısı bilinmeyen ama var olacağı kesin olan bir mesaj.
Üçüncü madde en ilginci: sıraya yazan kişi, okuyucusunun kim olacağını bilmeden yazıyordu. Bu, mektupla değil zaman kapsülüyle akraba bir davranış.
Sıraya yazılan şeylerin türleri
Okuldan okula değişmeyen bir tipoloji var:
- İsim ve tarih. En yaygını. Ad, soyadın baş harfi ve yıl. Bazen sınıf numarası da eklenirdi.
- İki harf ve kalp. Kim olduğu belli olmayacak kadar kısaltılmış, ama o sınıftaki herkesin çözebildiği ilan.
- Takım adı ve amblem. Özellikle amblemler, kazımanın en zahmetli ve en gösterişli türüydü.
- Sayaç. Tatile kaç gün kaldığını gösteren çetele. Her gün bir çizgi eklenirdi.
- Ders notu. Sınav sırasında işe yarasın diye kazınan formüller ve tarihler. Kalıcı olmasının riski buydu: aynı yazı sonraki sınavlarda da orada duruyordu.
- Cevap ve karşı cevap. Bir öğrencinin yazdığına başka bir öğrencinin cevap yazması. Sıra, aylara yayılan bir yazışma alanına dönüşüyordu.
Son madde sıranın en özel yanı: yazışma eşzamanlı değildi. Soruyu yazan kişi cevabı belki hiç görmüyordu.
Neden silinmezdi?
Çünkü kazıma bir yüzey işlemi değil, malzeme kaybıydı.
Ahşap sıraya pergel ucu, bıçak ya da tükenmez kalemle bastırarak yapılan yazı, malzemeden parça alıyordu. Silmek için boyamak ya da zımparalamak gerekiyordu; ikisi de okul bütçesinde önceliği olmayan işlerdi.
Boyama da çözüm olmuyordu. Boya, kazınmış oyuğun içine doluyor ama derinliği kapatmıyordu; yazı yeni boyanın altından çıkıntı olarak okunmaya devam ediyordu. Üst üste boyanan sıralarda yazılar zamanla kabartma haline geliyordu.
Bu yüzden sıra bir katman sistemine dönüşüyordu: en eski yazılar en derinde, en yenileri yüzeyde. Bir sıraya bakarak kaç kuşağın oturduğunu tahmin etmek mümkündü.
Sıra düzeninin kendisi
Eski okul sıraları çoğunlukla iki ya da üç kişilikti ve masa ile oturak birbirine sabitti. Bu tasarımın iki sonucu vardı.
Birincisi, yazma yüzeyinin büyük olması: masanın üstü, kapağın içi, önündeki sırt tahtası ve yandaki ahşap kenar. Dört ayrı yüzey demek, dört ayrı yazı alanı demekti.
İkincisi, sıranın taşınamaz olmasıydı. Sabit sıra yıllarca aynı yerde duruyordu; yani üstündeki yazı da aynı sınıfta kalıyordu ve o sınıfın hafızası oluyordu.
Bir de kapaklı sıralar vardı: kaldırılan kapağın altı, öğretmenin göremeyeceği tek yüzeydi. En uzun ve en cesur yazılar oradaydı.
Bu alışkanlık neden bitti?
Üç sebep var ve birincisi tamamen malzemeyle ilgili.
Yüzey değişti. Ahşap sıraların yerini laminat kaplı, melamin yüzeyli mobilyalar aldı. Bu malzemenin ilk hali 1912.de geliştirildi, melamin esaslı reçineler ise 1930.lardan itibaren sanayileşti ve zamanla okul mobilyasının standardı oldu. Laminat sert, ince ve kaygan bir yüzey: kazımaya direniyor, kazınırsa da altındaki katman göründüğü için sonuç yazı değil, hasar gibi duruyor. Yani malzeme yazmayı ödüllendirmiyor.
Sıra tipi değişti. Sabit ve çok kişilik sıraların yerini tek kişilik, taşınabilir masa ve ayrı sandalye aldı. Taşınabilir masa aynı sınıfta kalmıyor, hatta aynı öğrencide bile kalmıyor; yazının "bu benim yerim" işlevi ortadan kalkıyor.
Yazacak yer çoğaldı. Kalıcı iz bırakma ihtiyacı ortadan kalkmadı, yer değiştirdi. Sıraya kazınan "buradaydım" mesajının bugünkü karşılığı, tarihiyle birlikte duran bir gönderi. Aynı davranış, çok daha geniş bir okuyucu kitlesiyle sürüyor.
Kaybolan şey ne?
Sıra yazılarının bugünkü dijital karşılığından iki farkı vardı.
Birincisi anonimlik türü. Sıraya yazan kişi tanınmıyordu ama sınıftan biri olduğu kesindi. Yani kapalı bir topluluk içinde anonimdi. Bugünkü anonimlik ise sınırsız bir kalabalığın içinde.
İkincisi ölçek. Bir sıra yazısını en fazla 300 kişi okuyordu ve hepsi aynı okuldandı. Bu, yazılanın tonunu da belirliyordu: karşılaşma ihtimali olan insanlara yazılıyordu.
Üçüncüsü de silinmezlik. Sıra yazısı geri alınamıyordu; sildirme, düzeltme ya da kaldırma seçeneği yoktu. Bu, kalıcı yazının nadir olduğu bir dünyaya ait bir kısıt.
Hafıza köşesi
- "Sıraya yazmak modern bir yaramazlık." Değil. Pompeii'de 1. yüzyılda küle gömülen duvarlarda aynı türden binlerce yazı korundu: isimler, ilanlar, hakaretler ve "buradaydım" notları.
- "Graffiti sprey boyayla yapılan resim demek." Kelimenin kökeni İtalyanca graffito, yani "kazınmış". Yani asıl anlam boyamak değil, kazımak.
- "Sıraları boyayınca yazılar giderdi." Gitmiyordu. Boya oyuğu doldurmuyor, kazınmış hat yeni katmanın altından kabartma olarak okunmaya devam ediyordu.
- "Alışkanlığı disiplin bitirdi." Bitirmedi. Asıl belirleyici olan yüzeyin değişmesiydi: laminat kaplı masa kazımayı ödüllendirmiyor.
Sık sorulanlar
Okul sırasına neden yazı kazınırdı?
Üç sebep vardı: kalıcı iz bırakmak, geçici bir alanı sahiplenmek ve sonradan o sıraya oturacak kişiye mesaj bırakmak. Deftere yazılan yırtılıyor, tahtaya yazılan siliniyordu; sıraya kazınan kalıyordu.
Graffiti ne demek?
İtalyanca graffito sözcüğünden geliyor ve "kazınmış" anlamına geliyor. Yani kelimenin kökeninde boyamak değil, yüzeyi çizerek iz bırakmak var.
Sıra yazılarının en eski örnekleri nerede?
En iyi korunmuş örnekler Pompeii'de. 1. yüzyıldaki volkanik patlamayla küle gömülen duvarlarda binlerce yazı bulundu ve içerikleri bugünküyle şaşırtıcı derecede benzer.
Kazınan yazılar neden silinemiyordu?
Çünkü kazıma yüzeyden malzeme alıyordu. Silmek için zımparalamak ya da boyamak gerekiyordu; boya ise oyuğu kapatmadığı için yazı yeni katmanın altından okunmaya devam ediyordu.
Bu alışkanlık neden bitti?
En temel sebep yüzeyin değişmesi. Ahşap sıraların yerini alan laminat kaplı masalar kazımaya direniyor ve kazındığında sonuç yazı değil hasar gibi görünüyor. Buna sıraların tek kişilik ve taşınabilir hale gelmesi eklendi.
İlgili neydi'ler
- Hatıra defterine yazılan 20 klişe
- Karne günü ritüelleri: zarf, kırık not ve eve dönüş yolu
- Ders kitaplarına kağıt kaplama sanatı neden bitti?
- Kurşun kalemde kurşun var mı?
- Okul yılları arşivi