90'larda Oynanan Sokak Oyunları ve Kuralları
O Neydi? Yazı İşleri5 dk okuma

90'larda sokakta en çok oynanan oyunlar şunlardı: dokuz kiremit, seksek, yakartop, saklambaç, birdirbir, istop, uzun eşek, misket, çelik çomak, körebe ve mendil kapmaca. Bu yazıda on bir oyunun her birinin kuralları var: ebe nasıl seçilir, kim yanar, oyun ne zaman biter. Bölgesel isim farkları da ilgili oyunun altında notlu.
Baştan söylemek lazım: bu oyunların hiçbiri 90'larda icat edilmedi. Çoğu yüzyıllardır oynanıyor ve seksek ya da körebe gibi bazıları dünyanın her yerinde biliniyor. 90'ları özel yapan şey, bu oyunların apartman arası sokaklarda hâlâ kalabalık oynanabildiği son büyük dönem olması. Ekipman listesi de basitti: bir top, bir tebeşir, kırık kiremit parçaları, bir avuç misket. Ebe her zaman sayışmayla seçilirdi ve "araba geliyor" bağırışı her oyunu anında dondururdu.

Görsel: jenny downing - CC BY
Dokuz kiremit (dokuztaş)
Kırık kiremit parçaları üst üste dizilir, kule yapılır. İki takım vardır: bir takım belli bir mesafeden topla kuleyi devirmeye çalışır, deviremezse sıra geçer. Kule devrildiği anda oyun ikiye ayrılır: deviren takım kiremitleri yeniden üst üste dizmeye çalışır, karşı takım ise topu kapıp dizmeye çalışanları vurmaya çalışır. Topla vurulan oyuncu oyun dışı kalır. Kule tamamlanırsa dizen takım sayıyı alır; herkes vurulursa sıra el değiştirir.
Bu oyun dünyada "seven stones" ailesinin üyesi: İran'da Haft Sang, Pakistan'da Pitho Garam adıyla aynı mekanik oynanıyor. Türkiye'de neden yedi değil de dokuz kiremitle anıldığına dair net bir kayıt bulamadık; sokakta zaten kimse kiremitleri saymazdı, eldeki kırık parça kaç taneyse kule o kadardı.
Seksek
Yere tebeşirle birbirini izleyen kareler çizilir ve numaralanır. Oyuncu taşını sırayla karelere atar; taş çizgiye değerse veya kutunun dışına düşerse sıra diğer oyuncuya geçer. Atış başarılıysa oyuncu tek ayak üzerinde sekerek taşın olduğu kareye kadar gider. Havadaki ayak yere değerse ya da çizgiye basılırsa oyuncu yanar. Yaygın kurala göre oyun iki tur oynanır: 1'den 8'e ileri, 8'den 1'e geri. Yan yana duran karelerde (4-5 ve 7-8 gibi) iki ayak aynı anda komşu karelere basılabilir; oyunun dengeyi asıl zorlayan yeri burasıdır.
Seksek muhtemelen listedeki en evrensel oyun: İngilizcede hopscotch, Fransızcada marelle, Portekizcede amarelinha. Vikipedi'de 65 dilde sayfası var.
Yakartop (yakan top)
Aralarında yaklaşık 15-25 metre olan iki çizgi çizilir. Bir takım çizgilerin gerisinde topu atar, diğer takım ortada toptan kaçar. Topla vurulan oyuncu yanar ve oyun dışı kalır. Ortadaki takımın tamamı yandığında roller değişir ve atan takım sayı kazanır. Yaygın varyantlarda ortadaki oyuncu topu havada tutarsa ya takımına puan gelir ya da yanmış bir arkadaşını oyuna geri döndürür. Hangi varyantın geçerli olduğu maç başlamadan ilan edilirdi, yoksa ilk tutulan topta kavga çıkardı.
Saklambaç
Ebe, "sobeleme yeri" denen bir duvara ya da direğe yaslanıp gözü kapalı olarak anlaşılan sayıya kadar sayar; diğerleri saklanır. Ebenin görevi saklananları bulmak, saklananların görevi ebeden önce kaleye ulaşıp sobelemektir. Sobeleyen oyuncu o el kurtulur. Ebe birini yanlış kişiyle karıştırıp yanlış isim söylerse "çanak çömlek patladı" denir ve herkes yeniden saklanır.
Bölgesel not: Niğde yöresinde geceleri oynanan "harar oyunu" adlı bir varyant kayıtlı. Bu sürümde ebeye "gığılı" denir ve bir "haberci" sürekli "Harar!" diye bağırarak saklananları uyarır.
Birdirbir
En az üç kişiyle, takımsız oynanır. Bir oyuncu eğilir, diğerleri sırayla üzerinden atlar. Her turda atlayanlar o turun tekerlemesini söyler: "birdir bir" ile başlar, "ikidir iki, ormandaki tilki" diye devam eder ve on tura kadar gider. İleri turlarda atlamaya görev eklenir; görevi beceremeyen ya da tekerlemeyi şaşıran oyuncu yeni ebe olur. Bir varyantta atlayan herkes sırayla eğilir ve sondaki oyuncu üst üste birkaç kişinin üzerinden atlamak zorunda kalır.
İstop
Ebe topu havaya fırlatırken oyunculardan birinin adını söyler; ebe dahil herkes kaçar. Adı söylenen oyuncu topu kapar kapmaz "İstop!" diye bağırır ve o anda herkes olduğu yerde donar. Topu tutan oyuncu, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır. Vurursa vurulan yeni ebe olur; vuramazsa kendisi ebe olur. Kelimenin kökeni İngilizce "stop"; sokakta kimse bunu bilmezdi ama komut herkes tarafından anında anlaşılırdı.
Uzun eşek
İki takımlı, listenin en gürültülü oyunu. Bir oyuncu "yastık" olur: duvara yaslanır ve eğilenlerin başını korur. Eğilen takım öndekinin bacağına ya da beline tutunarak zincir kurar; buna "eşek" denir. Karşı takım koşarak sırayla eşeğin üzerine atlar. Atlayanlar sırtta zıplayamaz, bacak sallayamaz. Eşek çökerse atlayan takım yeniden atlar; atlayanlardan biri yere değerse roller değişir. Herkes düşmeden binmeyi başarırsa "tek mi çift mi" sorulur; bilen taraf sırayı korur ya da devralır. Aynı oyun İngilizce konuşulan ülkelerde "buck buck", İspanyolca bölgelerde "churro" adıyla oynanıyor.
Misket (bilye)
Cam misketler üzerine kurulu onlarca ayrı oyun vardı. En yaygın ikisi: "çukur" oyununda misketini çukura sokan oyuncu ortadaki misketlerin hepsini alır; "üçgen" oyununda yere çizilen üçgenin içine dizilen misketler dışarıdan atışla üçgen dışına çıkarılmaya çalışılır, çıkarılan misket atanın olur. Tumba, şap, karış ve üsküp gibi kayıtlı başka türler de var. Kaybedilen misket geri istenmezdi; oyunun bütün ekonomisi buna dayanırdı.
Bölgesel isimler bu oyunda uçmuş durumda: Bursa'da "cilli", Ege yöresinde "meşe", Güney Marmara'da "garit", Sivas'ta "cıncık". Bilye ve zıpzıp da yaygın karşılıklar.
Çelik çomak
İki sopa gerekir: 20-30 santimlik kısa sopa "çelik", onun iki üç katı uzunluğundaki sopa "çomak". Çelik, bir çukurun ya da taşın üzerine çapraz konur ve çomakla vurulup uzağa fırlatılır. Üç ana varyant kayıtlı: kısa oyunda karşı taraf havadaki çeliği tutmaya çalışır, tutarsa sıra döner; uzun oyunda düşen çeliğin mesafesi çomak boyuyla ölçülüp sayıya çevrilir; çukura girdirme varyantında amaç çeliği uzaktaki çukura sokmaktır. Aynı oyun Hindistan'da "gilli danda" adıyla biliniyor. Uçan kısa sopa yüzünden listenin en çok cam kıran oyunuydu.
Körebe
Ebenin gözleri mendil ya da eşarpla bağlanır. Diğer oyuncular etrafında dolaşır, dokunup kaçar. Ebe gözü kapalı halde birini yakalarsa yakalanan yeni ebe olur. Kural basit olduğu için asıl oyun, ebeye ne kadar yaklaşmaya cesaret ettiğindeydi. Oynanacak alandaki çarpılacak eşyaların önceden kaldırılması da kuralın parçasıdır.
Mendil kapmaca
İki takım karşılıklı dizilir; ortada "mendilci" elinde mendille durur. Hakemin ya da mendilcinin komutuyla her takımdan birer oyuncu koşar. Amaç mendili kapıp rakibine ebelenmeden kendi tarafına dönmektir: başaran takım bir puan alır, mendili taşırken ebelenen olursa puan rakibe gider. Okul bahçesinin ve 23 Nisan provalarının değişmez oyunuydu; sokakta da top olmadığı günlerin kurtarıcısıydı.
Oyunlar nereye gitti
Bu oyunların kuralları hiçbir yere yazılmadan, ağızdan ağıza aktarılarak yaşadı; o yüzden her mahallenin kuralı birbirinden azıcık farklıydı ve maç öncesi "biz burada şöyle oynuyoruz" pazarlığı oyunun parçasıydı. Sokağın günü de kendi içinde bütündü: aradaki bakkal molasında artık üretilmeyen çikolata ve abur cuburlar alınır, akşam eve dönülünce televizyonda adı bugün bir türlü hatırlanamayan çizgi filmler başlardı. Aynı kuşağın kulağındaki ses için de ayrı bir dosyamız var: Walkman neslinin ortak anıları.
Oyunların kendisi ölmedi; okul bahçelerinde ve geleneksel oyun şenliklerinde hâlâ oynatılıyor. Boşalan şey oyunlar değil, onları taşıyan sokaktı.
İzle
O sokak oyunlarının nasıl oynandığını gözünüzde canlandırmak için bu nostalji videosu birebir.