Türkçe internetin hatırlama motoru
O Neydi?

Fotoğraf Filmi Yıkatmak Neydi? 36 Poz Kültürü

O Neydi? Yazı İşleri5 dk okuma

Kısa cevap

Film yıkatmak, makinede dolan filmi bir stüdyoya bırakıp kimyasal işlemden geçirilmesini beklemekti. Renkli filmlerin neredeyse tamamı, Kodak'ın 1972'de tanıttığı C-41 adlı standart süreçle banyo ediliyordu; bu standart sayesinde herhangi bir marka film, herhangi bir laboratuvarda işlenebiliyordu. Filmler genelde 24 ya da 36 pozluktu ve çektiğinizi ancak baskılar elinize geçtiğinde görüyordunuz.

Fotoğraf çektiğinizde ne çektiğinizi göremiyordunuz. Zarfın içinden ne çıkacağı sürprizdi ve bu belirsizlik, fotoğraf çekme biçimini bugünkünden tamamen farklı yapıyordu.

24 ve 36 poz

Filmler genelde 24 ya da 36 pozluktu. Yani makinede o kadar kare vardı, bitince yenisini takmak gerekiyordu.

Bu sınır her şeyi belirliyordu:

  • Her kare bir maliyetti. Film parası ve baskı parası. Boşa çekilen kare, ödenmiş ama karşılığı olmayan paraydı.
  • Poz vermek gerçekten poz vermekti. Kimse rastgele çekmiyordu; herkes hazır olana kadar bekleniyordu.
  • Tek deneme. Gözü kapalı çıkan kişi öyle kalıyordu. "Bir daha çekelim" demek, bir kare daha harcamak demekti.
  • Film bitmeden yıkatılmıyordu. Tatilde çekilen fotoğraflar, film dolana kadar makinede bekliyordu. Bu yüzden bir filmde farklı zamanlara ait kareler bulunabiliyordu.

Yıkatma süreci

Film dolduğunda makine içinde geri sarılıyor, kaset çıkarılıp stüdyoya bırakılıyordu.

Stüdyodaki işlem standarttı ve adı vardı: C-41. Kodak'ın 1972'de tanıttığı bu süreç, kullanılacak kimyasalları, sıcaklığı ve süreyi tanımlıyordu. Diğer üreticiler de aynı sürecin kendi adlandırmalarını kullandı; Fuji'de CN-16, Konica'da CNK-4, Agfa'da AP-70 aynı işi anlatıyordu.

Bu standardın önemi şuydu: hangi markanın filmini çekerseniz çekin, herhangi bir laboratuvara bırakabiliyordunuz. Formatın tekleşmesi, mahalle aralarında bir saatte baskı yapan küçük laboratuvarların yaygınlaşmasını mümkün kıldı.

Teslim alınan zarfın içinde iki şey olurdu: basılmış fotoğraflar ve negatifler. Negatifler saklanırdı çünkü yeniden baskı almanın tek yolu onlardı. Aile albümlerinin yanında negatif zarfları da biriktirilirdi.

Film çeşitleri ve ISO meselesi

Rafta duran filmler hepsi aynı değildi. Kutunun üstündeki sayı, filmin ışığa duyarlılığını gösteriyordu:

  • ISO 100. Gün ışığı için. En ince tanecikli, en net sonucu veren film.
  • ISO 200. Genel kullanım. Çoğu kişinin aldığı standart film buydu.
  • ISO 400. Kapalı mekân ve bulutlu hava için. Daha az ışıkla çekim yapıyordu ama görüntüde tanecik artıyordu.
  • ISO 800 ve üstü. Gece ve spor çekimleri için; belirgin tanecikli sonuç veriyordu.

Burada bugün kaybolmuş bir zorunluluk var: filmi makineye taktığınızda o duyarlılıkla 36 kare çekmek zorundaydınız. Yani öğle vakti dışarıda başlayıp akşam kapalı mekânda devam eden bir günde, filmin yarısı yanlış ışık için seçilmiş oluyordu. Bugün bu ayar kare kare değiştirilebiliyor.

Bir de slayt filmi vardı: negatif yerine doğrudan pozitif görüntü veren, projeksiyonla duvara yansıtılan filmler. Kodak'ın bu alandaki en bilinen ürünü Kodachrome'du; 1935'te piyasaya çıktı ve 2009'da üretimden kaldırıldı.

Neden bazı kareler boş çıkardı?

En sık karşılaşılan hatalar ve gerçek sebepleri:

  • Film düzgün takılmamış. Makine çalışıyor gibi görünse de film ilerlemiyordu. Bütün tatil boş çıkabiliyordu ve bu, dönemin en acı deneyimlerinden biriydi.
  • Işık sızması. Makinenin arka kapağı yanlışlıkla açıldıysa film ışık alıyordu; o kareler yanıyordu.
  • Flaş yetmemesi. Flaşın menzili sınırlıydı. Uzaktan çekilen gece fotoğrafları karanlık çıkıyordu.
  • Çok yakın çekim. Basit makinelerin odak mesafesi sabitti; çok yaklaşınca görüntü bulanıklaşıyordu.
  • Parmak. Objektifin önüne gelen parmak, karenin köşesinde pembe bir bulanıklık olarak çıkardı.

Bekleme süresinin kendisi

Bugün anlaşılması en zor kısım burası: fotoğrafla anı arasında günler vardı.

Bu gecikmenin bir etkisi vardı. Fotoğrafları aldığınızda o anı zaten hatırlıyordunuz; fotoğraf hatırlatmıyor, doğruluyordu. Bugün ise fotoğraf anın kendisiyle aynı anda var oluyor ve çoğu zaman anı yaşamanın yerine geçiyor.

İkinci etki: seçim yoktu. Elinizde 36 kare vardı ve hepsi albüme giriyordu, kötü olanlar dahil. Bu yüzden eski albümlerde bulanık, gözü kapalı, yarım kadraj fotoğraflar var. Bugünkü albümlerde yok, çünkü siliyoruz.

Bu, eski fotoğrafların neden daha samimi göründüğünü de açıklıyor: ayıklanmamışlar.

Peki ne oldu?

Dijital fotoğraf makineleri önce ekranı getirdi: çektiğinizi anında görebiliyordunuz. Sonra telefon kameraları film maliyetini tamamen sıfırladı.

Bu geçişin en çarpıcı ölçüsü, sektörün en büyük şirketinin başına gelen. Kodak, 2003'ten itibaren 47.000 çalışanını işten çıkardı ve Ocak 2012'de iflas koruması başvurusunda bulundu; başvuruda 5,1 milyar dolar varlık ve 6,75 milyar dolar borç bildirildi. Şirket süreç boyunca dijital görüntüleme patent portföyünü 527 milyon dolara sattı.

İroni açık: fotoğrafı kitleselleştiren şirketi, fotoğrafın kitleselleşmesinin son aşaması bitirdi.

Filmin kendisi ise tamamen ölmedi, hatta geri geldi. Kodak 2017'de Ektachrome filmini yeniden üretime aldı ve şirketin film satışları 2024'te yüzde 20 arttı. Analog fotoğrafçılık bugün bir zorunluluk değil, bilinçli bir tercih: tam da o belirsizlik için seçiliyor.

Hafıza köşesi

  • "Negatifler bozulmaz." Bozulur. Nem ve ısı negatifi zamanla etkiler; iyi saklanmayan negatiflerden bugün baskı almak zor olabiliyor.
  • "Her stüdyo aynı sonucu verirdi." Vermezdi. Banyo süreci C-41 standardıyla aynıydı ama baskı ayarları ve kalibrasyon stüdyoya göre değişiyor, aynı negatiften farklı renkler çıkabiliyordu.
  • "36 poz filmde tam 36 kare çıkardı." Genelde bir iki kare fazla çıkabiliyordu; filmin başındaki pay buna izin veriyordu.
  • "Film tamamen öldü." Ölmedi. Kodak 2017'de Ektachrome'u yeniden üretime aldı ve film satışları 2024'te yüzde 20 arttı.

Sık sorulanlar

Film yıkatmak ne demekti?

Makinede dolan filmi bir stüdyoya bırakıp kimyasal banyo işleminden geçirilmesini beklemekti. İşlem sonunda negatifler çıkarılıyor ve bunlardan kâğıda baskı yapılıyordu.

24 poz, 36 poz ne demek?

Filmde kaç kare bulunduğunu gösteriyordu. 36 pozluk bir film 36 fotoğraf çekmenize izin veriyordu; bitince yeni film takmak gerekiyordu.

C-41 nedir?

Renkli negatif filmlerin banyo edilmesinde kullanılan standart süreç. Kodak 1972'de tanıttı ve kullanılacak kimyasalları, sıcaklığı ve süreyi tanımlıyor. Aynı sürecin Fuji'deki adı CN-16, Konica'daki CNK-4, Agfa'daki AP-70.

Neden bazı fotoğraflar boş çıkardı?

En sık sebep filmin makineye düzgün takılmaması ve hiç ilerlememesiydi. Diğerleri: arka kapağın açılmasıyla ışık sızması, flaşın menzilinin yetmemesi, çok yakından çekim ve objektifin önüne gelen parmak.

Kodak neden battı?

Dijital fotoğrafın yaygınlaşması şirketin ana işini ortadan kaldırdı. Kodak 2003'ten itibaren 47.000 kişiyi işten çıkardı ve Ocak 2012'de iflas koruması başvurusunda bulundu.

Film fotoğrafçılığı hâlâ var mı?

Var ve büyüyor. Kodak 2017'de Ektachrome filmini yeniden üretime aldı; şirketin film satışları 2024'te yüzde 20 arttı. Bugün analog fotoğraf bir zorunluluk değil, bilinçli bir tercih.

İlgili neydi'ler

Kaynaklar

Paylaş:WhatsAppX