Tüplü Televizyonun Arkası Neden Sıcak Olurdu?
O Neydi? Yazı İşleri5 dk okuma

Çünkü içeride şebeke gerilimini 20 ile 30 bin volt arasına çıkaran bir yüksek gerilim dönüştürücüsü çalışıyordu. Elektron tabancasını besleyen bu devre sürekli iş yapıyor ve harcanan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyordu. Cihazın arkasında delikli kapak olmasının sebebi de buydu: o ısının dışarı çıkması gerekiyordu.
Tüplü televizyonun bütün tuhaf davranışları, kapatınca kalan nokta, tozu üstüne çeken ekran, dokununca çıtırdayan cam, aynı tek mekanizmadan geliyor. Bir kez anlaşılınca hepsi yerine oturuyor.
Türkiye açısından bakıldığında bu teknoloji televizyonun kendisiyle eş anlamlı: TRT'nin ilk televizyon deneme yayını 31 Ocak 1968'de Ankara'da başladı ve sonraki kırk yıl boyunca evlerdeki her ekran tüplüydü. Yani "televizyon" kelimesi bir kuşak için doğrudan bu kutuyu anlatıyor.
Görüntü nasıl oluşuyordu?
Katot ışınlı tüpün mantığını 1897'de Alman fizikçi Karl Ferdinand Braun ortaya koydu. Cihaz bu yüzden literatürde Braun tüpü olarak da geçer.
İşleyiş üç adımlı:
- Elektron tabancası. Isıtılan bir katot elektron yayıyor. Bu elektronlar yüksek gerilimle hızlandırılıp ince bir demet haline getiriliyor.
- Saptırma bobinleri. Tüpün boynundaki bobinler manyetik alanla demeti yönlendiriyor. Demet fiziksel olarak hareket etmiyor; bobinlerin gücü değiştirilerek yönü değiştiriliyor.
- Fosforlu ekran. Demet cam ekranın iç yüzeyindeki fosfor tabakasına çarpınca orası ışıyor. Demet satır satır tarayarak bütün ekranı çiziyor.
Avrupa'da kullanılan PAL sisteminde bir kare 625 satırdan oluşuyor ve saniyede 25 kare çiziliyordu. Yani ekranda gördüğünüz sabit görüntü aslında hiçbir zaman sabit değildi: sürekli yeniden çiziliyordu.
Isının kaynağı: yüksek gerilim dönüştürücüsü
Elektron demetini hızlandırmak için çok yüksek bir gerilim gerekiyor. Bunu üreten parçanın adı flyback, yani satır çıkış dönüştürücüsü.
Bu parça, cihazın 120-220 volt seviyesindeki besleme gerilimini 20 ile 30 bin volt arasına çıkarıyordu. Böyle bir dönüşüm sürekli yapıldığında kayıplar ısı olarak açığa çıkıyor.
İkinci ısı kaynağı katodun kendisi: elektron yayması için ısıtılması gerekiyor. Üçüncüsü de tüpün kendisi ve çevresindeki devreler.
Hepsi bir arada, kapalı bir kutunun içinde. Bu yüzden televizyonun arkası ısınıyor, üstündeki dantelin altındaki kısım sıcak duruyor ve cihazın havalandırma delikleri kapatıldığında arıza riski artıyordu.
Parlaklığı sonuna kadar açmak da durumu kötüleştiriyordu: daha parlak görüntü, elektron tabancasının daha çok akım çekmesi demekti ve bu da daha çok ısı üretiyordu.
Kapatınca ortada beliren o nokta neydi?
Televizyonu kapattığınızda ekranın ortasında bir an parlayan ve sönen küçük bir nokta kalırdı.
Sebebi şu: kapatma anında satır ve kare tarama devreleri, yüksek gerilimden daha hızlı sönüyordu. Demeti ekrana yayan sistem durduğunda demet hâlâ bir süre daha vardı ve yayılamadığı için tek noktada topluydu. Ekranın ortasındaki o parlak nokta, taranamayan elektron demetinin kendisiydi.
Sönme süresi, yüksek gerilimin boşalma süresine bağlıydı. Bazı cihazlarda saniyenin altında, bazılarında birkaç saniye sürüyordu.
Ekran neden toz çekerdi?
Elektron demeti ekranın iç yüzeyine negatif yüklü parçacıklar gönderiyor ve bu yükün bir kısmı yalıtkan cam yüzeyde birikiyordu. Yüksek gerilimli besleme de bu birikmeyi artırıyordu.
Sonuç, ekranın üzerinde duran bir statik elektrik yükü. Statik yük havadaki toz ve tüyleri kendine çekiyordu; bu yüzden tüplü televizyonun ekranı her zaman tozluydu ve silindikten bir gün sonra yeniden tozlanıyordu.
Aynı yük, ekrana elinizi yaklaştırdığınızda kollarınızdaki tüylerin dikilmesinin ve bazen hafif bir çıtırtı hissetmenizin de sebebiydi. Bugünkü düz ekranlarda bu olmuyor, çünkü görüntü tamamen farklı bir yöntemle üretiliyor.
Açılışta duyulan mırıltı ve renklerin bozulması
Renkli tüplü televizyonların hepsinde ekranın çevresini saran bir manyetikliği giderme bobini vardı. Cihaz soğukken açıldığında bu bobin kısa süreliğine devreye giriyor ve güçlü bir alan üretip ekranda birikmiş artık manyetikliği siliyordu.
Açılışta duyulan o kısa mırıltı ve görüntünün bir an titremesi buydu. İşlevi kozmetik değildi: ekranda kalan manyetiklik renklerin köşelerde bozulmasına ve lekeli görünmesine yol açıyordu.
Bu yüzden televizyonun yanına hoparlör koymak sorun çıkarıyordu. Hoparlördeki mıknatıs ekranı manyetikleştiriyor, köşelerde renk lekeleri oluşuyordu.
Diğer tanıdık davranışlar
- Görüntünün ısınana kadar oturmaması. Cihaz açıldıktan sonra ilk saniyelerde görüntü küçük başlayıp yerine oturuyordu; devreler kararlı hale gelene kadar geçen süreydi.
- Yandan bakınca renk kaymaması. Fosfor doğrudan ışık ürettiği için tüplü ekranda geniş açıdan bakmak renkleri bozmuyordu. İlk düz ekranların en çok eleştirilen yanı tam da bu özelliğin kaybolmasıydı.
- Ağırlık. Tüpün camı, içindeki vakuma ve dışarıdaki atmosfer basıncına dayanmak zorunda olduğu için çok kalındı. Televizyonun ağırlığının büyük kısmı ekranın kendisiydi.
Peki ne oldu?
Tüplü televizyonu düz ekran bitirdi, ama üretimin sona ermesi bir anda olmadı. Büyük fabrikalar sırayla kapandı: LG.Philips Displays 2006'da, Samsung SDI 2012 civarında üretimi durdurdu. Dünyadaki son büyük üreticilerden Hindistanlı Videocon'un hatları da 2015-2016 döneminde tamamen durdu.
Yani tüplü televizyon, icat edildiği tarihten yaklaşık 120 yıl sonra üretimden kalktı.
Bugün küçük bir kesim tarafından bilinçli olarak aranıyor: eski oyun konsolları tüplü ekranda tasarlandıkları gibi görünüyor ve gecikmesi düşük olduğu için bazı oyuncular hâlâ tüplü ekran tercih ediyor.
Hafıza köşesi
- "Televizyon ısınıyorsa bozulmak üzeredir." Değil. Isı, yüksek gerilim üretiminin normal sonucuydu. Anormal olan, havalandırması kapalı bir cihazın aşırı ısınmasıydı.
- "Ekrandaki nokta tüpün ömrünü bitirir." Kapanışta beliren nokta normal bir davranıştı. Ekranda uzun süre sabit duran parlak görüntünün iz bırakması ise ayrı bir konu ve gerçekti.
- "Ekranı ıslak bezle silmek tozu bitirir." Bitirmiyordu. Toz statik yük yüzünden geliyordu; yük yeniden birikince toz da geri geliyordu.
- "Açılıştaki ses arızaydı." Değildi. Manyetikliği giderme bobininin devreye girme sesiydi ve renklerin doğru kalması için gerekliydi.
Sık sorulanlar
Tüplü televizyonun arkası neden sıcak olurdu?
İçindeki yüksek gerilim dönüştürücüsü besleme gerilimini 20 ile 30 bin volta çıkarıyordu. Bu dönüşümdeki kayıplar, ısıtılan katot ve çevre devreler birlikte ısı üretiyordu. Arkadaki delikli kapak bu ısıyı dışarı atmak içindi.
Kapatınca ekranın ortasında beliren nokta neydi?
Tarama devreleri yüksek gerilimden daha hızlı söndüğü için elektron demeti bir an ekrana yayılamadan tek noktada kalıyordu. O parlak nokta, taranamayan elektron demetiydi.
Tüplü televizyonun ekranı neden toz çekerdi?
Elektron demetinin bıraktığı yükün bir kısmı yalıtkan cam yüzeyde birikiyor ve statik elektrik oluşturuyordu. Statik yük havadaki toz ve tüyleri kendine çekiyordu.
Televizyon açılırken duyulan mırıltı neydi?
Renkli tüplü televizyonlardaki manyetikliği giderme bobininin sesi. Cihaz soğukken açıldığında bu bobin devreye girip ekranda birikmiş artık manyetikliği siliyordu; yoksa renkler köşelerde bozuluyordu.
Katot ışınlı tüpü kim buldu?
Alman fizikçi Karl Ferdinand Braun, 1897'de. Cihaz bu yüzden Braun tüpü olarak da anılır.
Tüplü televizyon üretimi ne zaman bitti?
Kademeli olarak sona erdi. LG.Philips Displays 2006'da, Samsung SDI 2012 civarında üretimi durdurdu; son büyük üreticilerden Videocon'un hatları 2015-2016 döneminde kapandı.
İlgili neydi'ler
- Teletext neydi? Ekranda sayfa numarası yazma devri
- Fox TV'nin eski adı neydi?
- Walkman neslinin 12 ortak anısı
- Disket kaç MB'tı?
- Eski teknolojiler arşivi
Kaynaklar
- Cathode-ray tube - çalışma mantığı, elektron tabancası ve saptırma bobinleri
- Flyback dönüştürücüsünün işlevi ve 20-30 kV çıkışı - Repair FAQ
- Renkli tüplerde manyetikliği giderme bobini ve işlevi - Repair FAQ
- Karl Ferdinand Braun - 1897'de katot ışınlı tüp
- Tüplü ekranların statik yük yüzünden toz çekmesi - How-To Geek