Jetonlu Oyun Salonları Neden Kapandı?
O Neydi? Yazı İşleri5 dk okuma
Jetonlu oyun salonlarını tek bir sebep kapatmadı. Salonun sattığı şey oyunun kendisiydi ve o oyun eve girdiğinde satacak bir şey kalmadı: önce ev konsolları, sonra internet kafe salonun işlevini devraldı. Altın çağın kendisi 1978'de Space Invaders ile başlamış, 1980'lerin ortasında sönmüştü.
Salonun asıl ürünü makine değil, o makineye erişimdi. Erişim ucuzlayınca mekân gereksizleşti.
Altın çağın rakamları
Salon kültürünün ne kadar büyük bir iş olduğunu rakamlar gösteriyor:
| Yıl | Ne oldu |
|---|---|
| 1978 | Taito'nun Space Invaders oyunu çıktı, altın çağın başlangıcı sayılıyor |
| 1978 | Otomat satışı 50 milyon dolar |
| 1980 | Namco'nun Pac-Man'i çıktı ve oyuncu kitlesini genişletti |
| 1981 | Otomat satışı 900 milyon dolara çıktı |
| 1982 | Yalnızca ABD'de 500.000 otomat satıldı |
| 1983 | Kuzey Amerika'daki video oyunu çöküşü sektörü sarstı |
Üç yılda 50 milyon dolardan 900 milyon dolara çıkan bir pazardan bahsediyoruz. Space Invaders'ın açtığı yolu Pac-Man genişletti: nişancı oyunların dışına çıkan labirent kovalamaca türü, o güne kadar salona uğramayan kesimleri de içeri çekti.
Salonun işleyişi
Salonun mantığı basitti ve her makinede aynıydı: jeton at, oyna, kaybet, yeniden jeton at.
Bu döngü bir tasarım kararıydı. Oyunlar kazanılmak için değil, oyuncuyu belli bir süre sonra kaybettirmek için ayarlanıyordu. Zorluk seviye seviye artıyordu ve iyi oyuncu bile er geç duvara çarpıyordu. Salonun geliri doğrudan bu eğriye bağlıydı.
Jeton bu yüzden zamanın para birimiydi. Bir jeton bir hayat, bir hayat birkaç dakika demekti; iyi oyuncu aynı jetonla daha uzun süre oynuyordu ve bu, salondaki itibarın ölçüsüydü.
Makinelerin kendisi de bir yatırımdı. Tek bir kabin, işletmeci için aylarca geri ödenen bir maliyetti; bu yüzden salonlar makineleri yıllarca tutuyor ve popüler olanı ön sıraya, ilgi görmeyeni köşeye alıyordu. Salonun yerleşimi, hangi oyunun ne kadar kazandırdığının haritasıydı.
Oyunların çoğu jetonu 1 hayat karşılığı alıyordu ve bir hayat çoğu zaman 2-3 dakika sürüyordu. Yani salonda geçirilen 1 saat, ortalama bir oyuncu için onlarca jeton demekti.
Salonun yazılmamış kuralları
- Makinenin kenarına jeton koymak sıraya girmekti. Oynayan kişi bitirince sıra jetonu koyanındı. Sözle sıra almak geçerli sayılmıyordu.
- Yüksek skor tabelası kalıcı kayıttı. Baş harflerinizi girdiğiniz liste, siz gittikten sonra da orada duruyordu. Salonun hafızası buydu.
- İzlemek serbestti, karışmak değildi. Arkadan bakıp yorum yapmak hoş görülüyor, kola dokunmak kavga sebebi sayılıyordu.
- Makine sarsmak yasaktı. Özellikle tilt mekanizması olan makineler sarsıldığında oyunu durduruyordu.
Sosyal işlevi
Salon bir oyun yeri olduğu kadar bir buluşma yeriydi. Okul çıkışı gidilen, harçlığın harcandığı, mahalledeki başka okullardan çocuklarla karşılaşılan yerdi.
Aynı zamanda beceri gösterilen tek kamusal alandı. Bir oyunu iyi oynadığınızı ilan etmenin yolu yoktu; ama salondaki makinede uzun süre dayanırsanız arkanızda kalabalık toplanıyordu.
Salonun bir de gölge tarafı vardı: pek çok ailede "atari salonuna gitme" yasağı vardı ve bu yasak oyunların kendisinden çok mekânın karışıklığıyla ilgiliydi.
Neden kapandılar?
Dört sebep üst üste bindi:
- Ev konsolu. 1977'de çıkan Atari 2600 ile başlayıp 1985'te Kuzey Amerika'ya gelen NES ile yerleşen ev sistemleri, salondaki oyunları eve taşıdı. Başta grafikler salonun gerisindeydi ama fark hızla kapandı. Aynı oyunu evde sınırsız oynayabiliyorsanız jeton atmanın anlamı kalmıyordu.
- Bilgisayar. Kişisel bilgisayarlar hem oyun makinesi hem başka bir sürü şey oldu. Aileler için tek amaçlı bir konsoldan daha kolay savunulabilir bir alışverişti.
- İnternet kafe. Salonun sosyal işlevini birebir devraldı: aynı mekân, aynı saat ücreti mantığı, aynı yaş grubu. Fark şuydu ki kafedeki oyunlar birbirine bağlıydı ve aynı anda on kişi oynayabiliyordu.
- Sektörel sarsıntı. 1983'teki çöküş, oyun sektörünün bütün dengesini bozdu ve salon işletmeciliğinin cazibesini azalttı.
Bu dördünün ortak noktası şu: hiçbiri salonun oyunlarını beğenmediği için gelmedi. Salonun sattığı erişim, başka yerlerde daha ucuza bulunur oldu.
Tamamen bitti mi?
Bitmedi ama dönüştü. Bugünkü karşılığı, alışveriş merkezlerindeki eğlence merkezleri: jeton yerine kart, tek başına duran makine yerine yarış koltuğu, basketbol ve dans makineleri.
Değişen şey iş modeli. Eski salon oyunu satıyordu; bugünküler evde olmayan şeyi satıyor. Evde bir yarış oyunu oynayabilirsiniz ama direksiyonlu, koltuklu ve hareketli bir kabin evde yok. Bu yüzden ayakta kalan makineler tam olarak eve sığmayanlar oldu.
İkinci bir hayat da koleksiyonda sürüyor: orijinal kabinler ikinci elde alınıp satılıyor ve bazı kafeler bunları bilinçli bir nostalji unsuru olarak koyuyor.
Hafıza köşesi
- "Salon oyunları zordu çünkü eski teknolojiydi." Değil. Zorluk kasıtlıydı: oyunun sizi belli bir süre sonra kaybettirmesi, salonun gelir modelinin kendisiydi.
- "Atari salonu adı Atari markasından geliyor." Türkçedeki yaygın kullanım markadan geliyor, ama salonlardaki makinelerin çoğu başka üreticilere aitti. Space Invaders Taito'nun, Pac-Man Namco'nun ürünüydü.
- "Salonlar internet kafe yüzünden kapandı." Tek sebep o değil. Ev konsolları ve kişisel bilgisayarlar süreci çok daha önce başlatmıştı; internet kafe son adımdı.
- "Yüksek skor kaydı kalıcıydı." Makine fişten çekilene kadar. Elektrik kesilince ya da makine taşınınca çoğu kabinde liste sıfırlanıyordu.
Sık sorulanlar
Jetonlu oyun salonları neden kapandı?
Salonun sattığı şey oyuna erişimdi. Ev konsolları ve kişisel bilgisayarlar aynı oyunları eve taşıyınca, internet kafeler de salonun sosyal işlevini devralınca mekânın satacağı bir şey kalmadı.
Oyun salonlarının altın çağı ne zamandı?
1978'de Taito'nun Space Invaders oyunuyla başladığı kabul ediliyor ve 1980'lerin ortasına kadar sürüyor. Otomat satışı 1978'de 50 milyon dolarken 1981'de 900 milyon dolara çıktı.
Salon oyunları neden bu kadar zordu?
Zorluk bilinçliydi. Oyunlar oyuncuyu belirli bir süre sonra kaybettirecek şekilde ayarlanıyordu, çünkü salonun geliri atılan jeton sayısına bağlıydı.
Bugün oyun salonu var mı?
Var ama biçim değiştirdi. Alışveriş merkezlerindeki eğlence merkezleri kartla çalışıyor ve ağırlıklı olarak eve sığmayan makineleri sunuyor: yarış kabinleri, dans ve basketbol makineleri.
Pac-Man ne zaman çıktı?
1980'de, Namco tarafından. Nişancı oyunların hâkim olduğu bir dönemde labirent kovalamaca türünü getirdi ve oyuncu kitlesini genişletti.
İlgili neydi'ler
- İnternet kafe kuşağının 10 ortak anısı
- Langırt, tilt, bilardo: kahve kültürünün oyun makineleri
- Counter-Strike 1.6 neden hep de_dust2 ile anılır?
- Misket ve bilye oyunları nasıl oynanırdı?
- Unutulan oyunlar arşivi