YTL'den Önce: Alman Markı Neden Yastık Altındaydı, Sonra Ne Oldu?
O Neydi? Yazı İşleri4 dk okuma

Türk hanelerinde 1990'larda yastık altına konan döviz sadece dolar değildi; içinde mutlaka birkaç Alman markı da vardı. Sebebi enflasyondan kaçış kadar basit bir gerçekti: milyonlarca Türk ailesinin Almanya'da çalışan bir yakını, markla eve para gönderiyor ya da tatile markla geliyordu. Mark, Türkiye'de dolardan önce halkın gördüğü, elleştiği ilk güçlü yabancı paraydı - ve 2002'de Almanya markı tedavülden kaldırıp euroya geçince, Türkiye'deki bu stok bir anda "ne yapılacağı belirsiz" bir mirasa dönüştü.
Mark Türkiye'ye nasıl bu kadar yerleşti
Hikâye 1961'e kadar gider. Türkiye ile Batı Almanya arasında 30 Ekim 1961'de imzalanan İşgücü Antlaşması'yla ilk kafile - 450 kişi - Düsseldorf'a gitti. Aynı yıl içinde bu sayı 6.800'e çıktı; "Gastarbeiter" (misafir işçi) programı böyle başladı. Plan, birkaç yıl çalışıp para biriktirip dönmekti. Ama göç kalıcılaştı: aile birleşimleri, Almanya'da doğan yeni nesiller derken Almanya'da büyük bir Türk topluluğu oluştu.
Bu topluluk her yaz Türkiye'ye markla geldi, markla harçlık dağıttı, markla ev-arsa aldırdı. Bankacılık sistemine tam güvenilmeyen bir dönemde, gelen bu para çoğu zaman doğrudan yastık altına gitti. 1999 yılına kadar mark, Türk yatırımcıların döviz tevdiat hesaplarında en çok tutulan yabancı paraydı; bu konumu ancak 2000'de dolara bıraktı. Hürriyet'in aktardığına göre Türkiye'de dolaşımdaki mark miktarı için 90 milyar gibi rakamlar konuşuluyordu - Bundesbank'ın kendi tahmini daha temkinliydi (yaklaşık 40 milyar) ama Alman basını bile "Türkiye'deki nakit mark, Almanya'nın kendi dolaşımından fazla olabilir" diye yazıyordu. Rakam ne olursa olsun, ortada tartışmasız bir gerçek vardı: mark, Türkiye'de bir işçi göçünün fiziksel hatırasıydı.
Mark buraya bir yatırım stratejisiyle değil, gurbetçinin cebiyle geldi - bu da onu diğer dövizlerden ayıran temel fark.
Almanya markı bırakırken Türkiye'deki mark ne oldu
Euro, 1 Ocak 1999'da önce sadece hesap birimi olarak, banknot ve madeni para olmadan yürürlüğe girdi. Asıl kırılma 1 Ocak 2002'de yaşandı: euro banknot ve bozuk paraları tedavüle çıktı, mark yasal ödeme aracı olmaktan çıktı. Geçiş süreci 28 Şubat 2002'de tamamen kapandı. Sabit kur belliydi: 1 euro = 1,95583 mark.
Türkiye'deki milyonlarca yastık altı mark için bu, aceleye getirilmiş bir tercih anlamına geldi. Dönüşüm sabit kurdan yapılacağı, yani değer kaybı olmayacağı için panik büyük olmadı; ama markı olan herkesin bankaya gidip euroya çevirmesi, ya da markı saklamaya devam etmesi gerekiyordu. Bu dönemde birçok gurbetçi ailenin elinde kalan markları bavul bavul Almanya'daki akrabalarına gönderip oradan bozdurttuğu, ya da Türkiye'deki bankalar üzerinden euroya çevirdiği biliniyor.
Bu yıl aynı zamanda Türkiye'nin kendi para biriminde de büyük bir operasyona hazırlandığı yıllara denk geliyordu. Türkiye, 1970'lerden 1990'lara uzanan kronik enflasyonun mirasıyla boğuşuyordu: 1960'ların sonunda 1 dolar 9 lira iken, 2001 sonunda 1 dolar yaklaşık 1,65 milyon liraya denk geliyordu. Aralık 2003'te TBMM'den geçen yasayla liradan altı sıfır atılması kararlaştırıldı; 1 Ocak 2005'te Yeni Türk Lirası (YTL) piyasaya sürüldü - 1 YTL = 1.000.000 eski lira. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bu reformu "ulusal bir utanç"ın kapatılması olarak tanımlamıştı. Yani Türk vatandaşı hem kendi parasının köklü bir dönüşümünü hem de yastık altındaki yabancı paranın (mark) tedavülden kalkışını neredeyse aynı üç-dört yıllık pencerede yaşadı.
Peki şimdi ne oldu?
Burada işin ilginç tarafı başlıyor: Alman markının bir kısmı hâlâ hiçbir yere gitmedi. Bundesbank'ın güncel verilerine göre, euroya geçişin üzerinden yirmi yılı aşkın süre geçmesine rağmen yaklaşık 12,2 milyar mark (bugünkü karşılığıyla 6,24 milyar euro) hâlâ bozdurulmadı. 2024 yılında bile Almanya'da 53 milyon marklık (yaklaşık 27,2 milyon euro) işlem yapıldı - 98.165 ayrı başvuruda, ortalama kişi başı 542 mark. Bundesbank yetkilisi Burkhard Balz, bunun bir kısmının markın "uluslararası tanınan, Almanya dışında da kullanılan" bir para birimi olmasından kaynaklandığını, yani hâlâ yurt dışında - koleksiyonlarda, unutulmuş çekmecelerde - dolaştığını söylüyor. Türkiye'deki eski gurbetçi hanelerinin çekmecelerinde kalan markların bir kısmı da muhtemelen bu rakamın içinde.
Bundesbank'ın verdiği söz hâlâ geçerli: elinde mark kalan herkes, süresiz olarak - hatta postayla göndererek bile - bunu euroya çevirebiliyor. Yani bir çekmecede unutulmuş 100 marklık banknot bulan biri, bugün de Almanya'ya gönderip karşılığını euro olarak alabilir. Türkiye tarafında ise YTL, 2009'da başındaki "Yeni" ibaresini de bırakarak sadeleşti ve bugünkü Türk Lirası'na dönüştü.
Hafıza köşesi
Çoğu kişi markın Türkiye'de "enflasyondan korunmak için" tutulan sıradan bir döviz olduğunu düşünür; oysa asıl itici güç göçtü, spekülasyon değil. İkinci bir yaygın yanılgı: markın 2002'de "bir gecede değersizleştiği" sanılır. Oysa dönüşüm sabit kurdan yapıldı, değer kaybı yoktu - asıl kayıp, zamanında bozdurmayı unutup çekmecede bırakanların elindeki paranın fiilen kullanılamaz hale gelmesiydi (ki bugün bile Bundesbank'a gönderilerek telafi edilebiliyor).