Türkçe internetin hatırlama motoru
O Neydi?

Saklambacın ve Sekseğin Eski Adları: Sokak Oyunlarının Kökeni

O Neydi? Yazı İşleri6 dk okuma

Saklambacın ve Sekseğin Eski Adları: Sokak Oyunlarının Kökeni
Kısa cevap

Saklambacın belgelenmiş en eski adı Antik Yunan'daki apodidraskinda'dır; MS 2. yüzyılda yazar Julius Pollux'un Onomasticon adlı eserinde tarif edilmiştir. Seksek için ise böyle eski bir kayıt yok: Alman arkeolog Ulrich Schädler'e göre oyunun 16. yüzyıldan önce oynandığına dair hiçbir kanıt bulunmuyor, İngilizce ilk yazılı izine ancak 1677'de "scotch-hoppers" adıyla rastlanıyor. Anadolu'da ise her iki oyun da yöreden yöreye değişen adlarla anılmış; seksek için Sakarya'da "Çizgi", Çorum'da "Okkel", Burdur'da "Kayrak" denirken saklambacın Niğde yöresindeki karşılığı "Harar Oyunu" adını taşıyor.

İkisi de aynı cümlede anılır ama kökenleri birbirinden oldukça uzak. Saklambaç, insanlık tarihinin belgeli en eski oyunlarından biri sayılabilecek kadar geriye gidiyor; seksek ise tam tersine, popüler anlatının iddia ettiği kadar eski değil. Bu ayrımı gözden kaçırmak kolay, çünkü ikisi de "atalarımızın oyunuydu" diye tek bir torbaya konuyor.

Bu yazı iki oyunu ayrı ayrı, kaynağa dayanarak açıyor: saklambacın Herculaneum'daki bir freskten Anadolu'nun gece oynanan "Harar Oyunu"na uzanan hattı, sekseğin ise sanılanın aksine Roma lejyonerlerine değil 17. yüzyıl İngiltere'sindeki bir almanağa kadar giden belgeli tarihi.

Saklambaç 2 bin yıllık, seksek çok daha genç

Saklambacın adı Türkçede "saklanmak" fiilinden türüyor; dilbilimci Sevan Nişanyan'ın Nişanyan Sözlük'teki kaydına göre kelime saklanmaç biçiminden -mAç ekiyle bugünkü haline gelmiş. Ama oyunun kendisi Türkçeden çok daha eski. Julius Pollux'un MS 2. yüzyılda derlediği Onomasticon adlı Yunanca sözlükte oyun apodidraskinda (ἀποδιδρασκίνδα) adıyla geçiyor ve Pollux aynı eserde benzer saklanma-arama oyunlarından myinda ile chalke myia'yı da listeliyor. Napoli yakınlarındaki antik Herculaneum kentinde bulunan bir duvar freskinde de aşk tanrılarının bu oyunu oynadığı tasvir edilmiş; kent MS 79'da Vezüv Yanardağı'nın külleri altında kaldığı için fresk en geç o tarihe ait.

Seksek için aynı derinlikte bir kayıt yok. Oyunun "Roma lejyonerlerinin talim amaçlı icat ettiği, çocukların da onları taklit ettiği" anlatısı internette sıkça dolaşır ama arkeolog Ulrich Schädler'in de belirttiği gibi bu iddiayı destekleyen hiçbir kanıt yok. Sekseğin İngilizce'deki ilk yazılı izine, doğa bilimci Francis Willughby'nin 1635-1672 yılları arasında derlediği bir el yazmasında "Scotch Hopper" adıyla rastlanıyor; oyun kiremit veya kurşun parçalarıyla, yere çizilmiş bölmeler üzerinde oynanıyormuş. 1677 tarihli Poor Robin's Almanack'ta oyun yine "scotch-hoppers" adıyla geçiyor, 1707 baskısında ise avukat ve doktorların bile bu oyunu oynadığına dair esprili bir dize var. Kelimenin bugünkü "hopscotch" hâli ancak 18. yüzyılda oturuyor; ondan önce "hop-scratch" veya "hop-score" gibi biçimler kullanılıyormuş. 1828'de Noah Webster'ın Webster's American Dictionary'sinde "Scotch-hopper" maddesi "çocukların yerdeki çizgiler ve bölmeler üzerinden sektiği bir oyun" diye tarif ediliyor.

Sokak oyunlarının resmedildiği dönemler

Çocukların bu tür oyunları nasıl oynadığına dair en zengin görsel kayıtlardan biri ressam Pieter Bruegel'in 1560 tarihli "Çocuk Oyunları" (Children's Games) adlı tablosu. Şu an Viyana'daki Kunsthistorisches Museum'da sergilenen bu yağlıboya tabloda 250'den fazla çocuk figürü ve 90'dan fazla farklı oyun tespit edilmiş; çember çevirme, körebe, takla atma gibi oyunların yanında saklanma-arama oyunlarına da yer verilmiş. Tablo, yetişkinlerin neredeyse hiç görünmediği bir sokak manzarası sunduğu için 16. yüzyıl Kuzey Avrupa'sında çocukların günlerini nasıl geçirdiğine dair önemli bir belge sayılıyor.

Saklambaç özelinde daha somut bir görsel kayıt, Alman ressam Friedrich Eduard Meyerheim'ın (1808-1879) 1860 tarihli "Ormanda Saklambaç Oynayan Üç Çocuk" tablosu. Teneke üzerine yağlıboya olarak yapılan bu eser, oyunun 19. yüzyıl Avrupa'sında hâlâ kırsal alanlarda, doğada oynandığını gösteriyor. O dönemde çocuk oyuncakları bugünküyle kıyaslanamayacak kadar azdı; sokak ve orman gibi açık alanlar oyun alanının kendisiydi, kurallar da yazılı değil sözlü aktarımla kuşaktan kuşağa geçiyordu. Bu yüzden aynı oyunun onlarca bölgesel varyantı ortaya çıktı.

Bölgeden bölgeye değişen adlar ve kurallar

Anadolu'da seksek için tespit edilen bölgesel adlardan bazıları şöyle:

Bölge Yerel ad
Sakarya (Kaynarca) Çizgi
Bingöl Çizgi
Burdur (Mamak köyü) Kayrak
Çorum Okkel
Balıkesir Sek Sek

Bu adlandırma çeşitliliğinin nedeni oyunun kendisi kadar basit: "seksek" kelimesi "sekmek" fiilinin ikilenmesinden türemiş, yani zıplama hareketini birebir taklit ediyor. Her yörede bu hareketi farklı bir kelimeyle anlatmışlar.

Saklambaçta da benzer bir çeşitlilik var. Niğde yöresine özgü "Harar Oyunu" bunun en belirgin örneği: genelde erkek çocukların gece oynadığı bu türevde üç ayrı rol bulunuyor. "Gığılı" adı verilen ebe gözü kapalı sayarken bir "haberci" saklanan çocukları uyarmak için "Harar!" diye bağırıyor, geri kalanlar da normal oyuncu rolünde. Standart saklambaçta ise ebe "sobeleme yeri" denen bir noktaya kafasını yaslayıp sayıyor, ardından "Önüm arkam sağım solum sobe" diyerek aramaya başlıyor; amaç ebeden önce o noktaya dokunup "sobe" demek. "Sobe" kelimesinin kökeni tartışmalı: yaygın anlatı Fransızca "sauvé" (kurtuldu) kelimesinden geldiğini söylüyor, ama Nişanyan Sözlük bu bağlantının kesin olmadığını, Fransız çocuk oyunu "un, deux, trois, soleil"deki "soleil" (güneş) kelimesinin de en az o kadar makul bir aday olduğunu belirtiyor.

Peki ne oldu?

Saklambaç bugün de Türkiye'nin hemen her bölgesinde, özellikle kırsal kesimde ve apartman bahçelerinde aynı temel kurallarla oynanıyor; "sobe" kelimesi de günlük dile o kadar yerleşmiş ki oyunun dışında bile "sobelemek" fiili olarak kullanılıyor. Seksek ise şehir merkezlerinde tebeşirle çizilmiş kutuların azalmasıyla birlikte eskisi kadar sık görülmüyor, ama okul bahçelerinde ve köy meydanlarında hâlâ oynanıyor; kuralları da 1677'de Poor Robin's Almanack'ta tarif edilen sekmeli sıçrama mantığından pek farklı değil. Her iki oyun da UNESCO'nun somut olmayan kültürel miras listelerinde değil, ama sözlü kültürün en dirençli parçalarından sayılıyor çünkü oynamak için tek gereken düz bir zemin ve birkaç çocuk.

Hafıza köşesi

  • "Saklambaç Türklere Roma'dan miras kaldı." Aslında oyunun en eski belgesi Roma değil Antik Yunan kaynaklı: Julius Pollux'un MS 2. yüzyılda yazdığı Onomasticon'da geçen apodidraskinda. Roma dönemine ait olan tek somut iz, Herculaneum'daki freskte tanrıların oyunu oynaması.
  • "Seksek Roma lejyonerlerinin talim oyunuydu, çocuklar da onları taklit etti." Bu anlatı yaygın ama arkeolog Ulrich Schädler'in de vurguladığı gibi kanıtsız. Oyunun belgelenmiş en eski hâli 17. yüzyıl İngiltere'sinde "scotch-hopper" adıyla karşımıza çıkıyor.
  • "'Sobe' kelimesi kesinlikle Fransızca 'kurtuldum' anlamına gelir." Nişanyan Sözlük bu bağlantıyı "olabilir ama kesin değil" diye işaretliyor; "soleil" (güneş) kökenli bir alternatif de var.

Sık sorulanlar

Saklambacın bilinen en eski adı nedir?

Belgelenmiş en eski ad Antik Yunanca apodidraskinda'dır. MS 2. yüzyılda Julius Pollux'un Onomasticon adlı eserinde tarif edilmiş, Herculaneum'da bulunan bir freskte de görsel olarak resmedilmiştir.

Seksek adını nereden alıyor?

"Seksek", "sekmek" fiilinin ikilenmesiyle oluşan bir kelime ve zıplama hareketini doğrudan taklit ediyor. Anadolu'da aynı oyun Sakarya'da "Çizgi", Çorum'da "Okkel", Burdur'da "Kayrak" gibi başka adlarla da anılmış.

Saklambaç ve seksek hâlâ oynanıyor mu?

Evet, özellikle saklambaç Türkiye'nin her yerinde neredeyse değişmeden oynanmaya devam ediyor. Seksek şehirlerde tebeşirle çizilen kutuların azalmasıyla eskisi kadar görünür değil ama okul bahçelerinde ve kırsalda sürüyor.

Harar Oyunu nedir?

Niğde yöresine özgü bir saklambaç türevi. Genellikle erkek çocukların geceleri oynadığı bu oyunda "gığılı" (ebe), "haberci" ve oyuncu olmak üzere üç rol bulunuyor; haberci saklanan çocukları uyarmak için "Harar!" diye bağırıyor.

İlgili neydi'ler

Kaynaklar

Paylaş:WhatsAppX